Cümlelerine aşık olduğum bir yazar var, yaklaşık beş yıl önce onun kelimeler aracılığıyla aktardığı ruhunu keşfettim; hala da büyüsünden çıkamıyorum kaleminin. Bende bıraktığı etkiyi başkalarında bırakabilmek belki de en büyük arzum. Ondan çıkan her şeyi okumak zor geliyor bana. Kelimelerinin ağırlığı altında eziliyorum, okuduğum her cümlede yaşadıklarımı tüm şeffaflığıyla görüyorum çünkü. Ne kadar çok yazısını okursam okuyayım hep daha fazlasını duymak istiyorum ondan. Zihni, gördüğüm en zengin zihin. Bu tanık olduğum en güzel zihinden mahrum kalmak yoruyor beni üç yıldır, çünkü o özgür değil. Ara sıra tutsak olduğu kafesinden şarkı söylüyor o eşsiz sesiyle: kulak kesiliyorum hemen elbette. Saat tam şu an 02.47 iken, eski bir yazısında bahsettiği gibi Venüs’le buluşmak istiyorum misal. Tam şu an Venüs ne yapıyor? Bilemeyeceğim. Saat henüz dört olmadığı halde, o yok. Hayatımın hiçbir döneminde bilinenden böylesine korku duymamıştım, hiçbir döneminde kendime böylesine yabancılaşmamıştım. Genelde belirsizliklerle boğuşurdum geceleri, ancak bu gece belirsiz olan tek şeyin geleceğim olduğunun bilincine varıyorum. Genelde anlamlandıramadığım duygularımın çerçevelediği o büyük belirsizlik bana yazı yazdırırdı, ancak bu gece belirli olana duyduğum o güçlü his sürükledi beni buraya. Kimselere anlatmıyorum, anlatmayacağım. Venüs de bilmeyecek bunu ancak yabancıyım: onu düşündüğümde en sevdiğim kitabın son cümlesinde hissettiğim duyguya böylesine yaklaşmaya; yabancıyım, geçmişte yazdığım tüm yazılardan böylesine uzaklaşmaya ve yabancıyım görülmeye. Bu korku aklımı, yüreğimi, geçmişimi ele geçiriyor; ki bu en son isteyeceğim şeydir. Son günlerde kendimle her zamankinden daha fazla münakaşa ediyorum, yeri geldiğinde her hareketini, duygusunu ve bu duyguyu dışa vurum şeklini planlayan biri olarak bu sefer elim kolum bağlı hissettiğimden belki de. Korktuğum için kendimi an’dan uzaklaştıracak her ne varsa deniyorum, ne yapsam da yüreğimdekini en çok da kendimden muhafaza etme isteğimle başa çıkamıyorum. Başa çıkamıyorum görüldüğüm gerçeğiyle, bunun ne anlama geldiğini bilen tek kişi benim.
Şu an, Venüs’le buluşuyor gökyüzümüz. Yıldızlarımız ancak bir araya geldiğinde ışık yayabiliyor, hayallerimiz ancak birleştiğinde gerçekleşmeye çok yaklaşıyor, yüreklerimiz ancak biz ikimiz buluşunca aşkı hissedebiliyor. Belirsiz olan geleceğimi, belirli olan Venüs’e tercih edeceğim er ya da geç. İşte bu gerçek beni epey derinden sarsıyor. Ancak, o gün gelene dek Venüs’ü yazıyor ve saklıyor olacağım.