Haziran 11, 2015

veda

Bugün gerçekten hayal kırıklığının ne demek olduğunu öğrendim. Her şeyin başladığı yerde son günümdü bugün. An ve an aklımdaydı dolaştığım koridorlarda onunla yürümenin hayalini kurmam. Kelimeler kiyafetsiz kalır böyle durumlarda. Çünkü belki de ilk kez umut denilen şeyin ne kadar boş ve anlamsız olduğunu kavradım. İki yıl önce kendi içimde ona doğru yolculuğa çıkarken elimde olan tek şey umuttu; bugünse umudum beni yarı yolda tek başıma bıraktı. Hayallerime, beklentilerime dair her şey siliniverdi. Bunu beklemiyordum. Elbette benimle olmaması yeni bir durum değildi. Fakat her seferinde içimde bir yerlerde, kimselere sözünü etmediğim umut oluyordu. Onun için göz yaşları akıtıp kendime bir daha onu düşünmeyeceğime dair sözler verdiğimde dahi bir ses karamsar yanımı bastırıp bana sabretmem gerektiğini söylüyordu. Bugünse o sesten haber alamadım. Tıpkı ondan haber alamadığım gibi.

Bu süreç benim için epey zordu. İlk başlarda ona karşı ne hissettiğimi çözümlemeye çalıştım. Daha sonraları ise onun benim için ne hissettiğini, en sıkıntılı süreç ise pek mümkün olmayacak bir şeyin peşinden koşmak oldu. Hiç pes etmedim. İşin içinde kesinliğe dair hiçbir şey olmasa bile cesaret gösterdim. Gittim, gözümden ırak olan şey bir süre gönlümden de ırak oldu. Döndüm, tekrar sevdim.

Oysaki bir şeyler paylaşmadığınız insanı sevemezsiniz diyorlardı, hak verebilirim. Peki benimkisi sevgi değildi de neydi? Neydi onun için bu kadar üzülmemin, onu zihnimden uzaklaştırmaya çalışırken verdiğim iç savaşta yenilip göz yaşlarına boğulmamın, uğruna yüzlerce yazı yazmamın sebebi?

Şu an boşlukta hissediyorum kendimi. Bu yaşadıklarım gerçek olamaz. Son gelmiş olamaz. Henüz gelmemeliydi ve ben kendimi avutmalıydım sisle çevrili hayallerimle. İnanmak istemiyorum, yenik düştüğüme inanmak istemiyorum. İçimde henüz ona söylenmemiş onlarca şey olmasına, onunla yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamadığıma inanamıyorum.

Kendimi zor tutuyorum ağlamamak için. Gerçeklik denilen şeye ağlamak istiyorum. Her şey böylesine gerçek olmalı mıydı? Bu kadar keskin çizgilerle belirlenmeli miydi arzularımın mümkün olmayışı? Kafamdaki kurguyla hayatıma devam etmeyi tercih ederdim. Çünkü ancak orada birlikte olabiliyorduk, ancak orada ben, sevgimi utanmadan gösterip, gururla hareket etmeyip ona iç dünyamı açabiliyordum. Ancak orada o bana sıcakça gülümseyip sarılıyordu. Ancak orada olanaklı olabilirdik.

Burada; olanaksızız.

Bunca yıl çok çabuk geçmiş gibi hissediyorum, zamana ihtiyacım var. Bu anı köşeye atılmış umutlarımla baş başa yaşamak istemiyorum. Onu istiyorum, son kez. Son kez ona kocaman sarılmak, onu incelerken güzelliğine hayran kalmak, ona en başından itibaren nasıl hissettiğimi anlatmak istiyorum. Tanrı şahit ki, onu hiç şu an sevdiğim kadar sevmemiştim.

Bir iz var şimdi bende, ondan sonra gelen bu izi kapatır mı yoksa yanına farklı derin izler mi açar bilinmez. Bir kişi tanıdım ve o doğru kişi değildi. Doğru kişiyi bulana dek izlerim artacak, belirginleşip, derinleşecek. Ama bir gün son bulacak bu izlerim. O zaman bu yazıyı okuyup gülümsüyor olacağım.

Hoşçakal Tityre.


Evrim