Mart 17, 2019

sana rağmen

24.08.2015: Sadece bazen, senin bana yaşattığın mutluluğu hiçbir zaman unutmamak adına bir şeyler yazıyordum. Bir gün bunları seninle paylaşacaktım, ne yazık ki paylaşamadım. En çok da buna üzülüyorum.
Dedim ya, sevgim bitmek üzere.
Ancak bugün, seni seviyorum.
Saçlarım da seni seviyor.

01.08.16: Hiçbir zaman, senden bahsettiğim şiirlerimi ve içerisinde seni, yalnız seni barındıran hikâyelerimi okuyamayacaksın.
Bir heyecandın, şimdi ise bu heyecana veda etmenin hüzünlü hazırlığı içerisindeyim.
Bir umut yakalayabilsem ikimize dair...
Özür dilerim, bunu yazarken dahi kafamda seninle ilgili yeni şiirler ürettiğim için. 

17.08.17: Bir dost olarak hayatımda her zaman olmanı diliyorum. 

18.08.17: Asla okumayacaksın şiirlerimi, şiirlerimdeki seni. Asla okumayacaksın kalemimden çıkan en güzel hikâyeyi, hikâyedeki Huzursuzluğun Kitabı'nı. 
Sevgimin farkındasın. 
Belki de en çok bu gece, ben de bu gerçeğin farkına varıyorum. 
Belki de en çok bu gece, seni seviyorum.

24.11.2017: O gün geldi. 
Saçlarımın seni sevmediği o gün, bugün. 
Bir zamanlar sevdiğim, hep seveceğimi düşündüğüm biri olan seni; asla okumadığın ve her kelimesinde yer aldığın şiirlerde yok ediyorum. 
Dedim ya, sevgim bitti.

21.02.19: Seni tanıyışımın dördüncü yılında seninle ilgili son cümlelerimi yazıyorum:

Seni hep seveceğimi düşünmüştüm, sana rağmen.


Evrim

Mart 04, 2019

yirmi sekiz eylül

Kalabalık ve çok renkli bir ailede yetişmeme rağmen hep besledim beni farklılaştıran ve zenginleştiren yalnızlığımı. Kendime ait bir odam olmadığından yalnızlığa en çok, saatler boyu kitap sayfalarında gezinen meraklı ve hayata tutkulu gözlerim yaklaştı. Okumak ve daha sonraları yazmak dışarıdaki sesleri yok ediyordu ve beni, yaşıtlarımın farkındalığının oluşmadığı yaşlarda dahi benliğime yaklaştırıyordu. Farklı hayatları okuyup, farklı karakterleri tanıdıkça ve pek çok şeyi deneyimledikçe kendi hikâyelerimi kaleme alma arzusu serpildi içimde. Çok anı biriktirip, çok sevip, çok yazmak arzusu... Günlerinin çoğunu sözcüklerin ve duyguların büyüsüne kapılarak ve durmadan hayal kurarak geçiren küçük bir çocukken dahi şunu biliyordum: doğru insanı gördüğüm ilk an anlayacaktım. Görür görmez bilecektim kimselerin erişemeyeceği ruhumda bırakacağı tesiri; bilecektim hiç yaşamadığımı düşündüğüm sevginin sanki hep içimde olduğunu ve tam o anda gün yüzüne çıktığını, bilecektim etrafımdaki yapaylıklara aldanmayıp yıllar yılı neden tek başınalığı ve bireyselliği tercih ettiğimi. 


Aylardan eylül, günlerden cuma...Gördük onu. Ben ve küçük Evrim aynı anda, yıllar yılı aşılamayan bir istekle beklediğimiz kişinin o olduğunun farkına vardık.


Belki bir gün Dersim'de, uzansak dokunabileceğimiz kadar yakınımızdaki yıldızları seyrediyor oluruz.



Evrim