Biz bir yanlıştayız. Federico Garcia Lorca okuyarak geçirdiğim koca bir buhranlı yaz geride kaldı. Ki her okuduğumda gözümde portakal ağacı açar, balkondaki çocukluğum seslenir. Johann’ı düşünürüm, düşünürüm, düşünürüm. O bakışı sahici değil miydi? Deli diyebilirsiniz, hayatımın geri kalanını bu evde onu düşünerek geçireceğim ben. Masama güneş vurur ben fırtınaları yazmaya başladığım vakit. Bir kelebek dokunur parmak uçlarıma. Kalabalığın arasında onu seçer, resmine yirmi üç dakika bakarım. Heyecandan odamı turlarım, ben yalnızca onu tekrar karşımda görmek isterim. Saçım ağarır da ona duyduğum hayranlık baki kalır. “Bir arasan bu kalp yarın Keşanda.” Bunun yerine çiçeklerime bakar, yağmurda koşar, adaçayı tütsüsünü yakarım. Tüm kasabanın diline düşsem de o eli elimde kalamaz mıydı? Peyami Safa’yı birlikte okuduğumuz eylül akşamlarına dönmek ister, beceremem. Bunun yerine patikanın ortasında ağlar, el yazımı değiştirir, Başına Döndüğüm türküsünü kasetten açarım. Ondan ayrı kaldığım zulmet sayısı katlanarak artar. Masaya birlikte oturdukları, onlara nasıl imrendiğimi bilmez. Hasta yüreğimden çıkmaz. Pek çoğu izler, konuşur, iftira atar; sükunet ve sabırdır sırdaşım. Yoktur yoldaşım. Biz bir yanlıştayız. Perşembe günü Monte Solanadaydım. Bir mektup buldu O Yıl’ın beşinci sayfasında, gitti sonra. Hayatımın aşkına yazmıştım, pek tabi ağladım. Verilen sözler suya hapsedilir, çocuklarım büyür, altın yıllarım kinle geçer. En içimdeki bu genç acıyı hafifletmek ister, sersemlerim. Bunun yerine yüksekten korkar, bana kalan vedasını anar, avuç içlerim kanarken tebessüm ederim. Karşı komşum perdeden gözetler kapımın önündeki yalanları, kulaktan kulağa yayar camıma sirayet eden kasveti. Duvarındaki resmimi kaldırdı mı? Yalnız bir ressamım. Av oldum, avcı oldum. Kapının önünde halı, kralın başında taç oldum. Ahmak diyebilirsiniz, gençken daha bilgeydim. Masama karanlık çöker ben kurakları yazmaya başladığım vakit. Bir kelebek kayar parmak uçlarımdan. Bir zamanlar saf, uysaldım. Kandım büyük adımlı adamlara, kınadım köyün delisini, öptüm teyzemin yazmasını. İki kere sevdim sonra, iki kere öldüm. “Bir arasan bu kalp yarın Keşanda.” Bunun yerine Ahmet’in önlüğünü ütüler, kumlara uzanır, evime su taşırım. Biz bir yanlıştayız. Federico Garcia Lorca tablolarını sakladığım koca bir buhranlı yaz geride kaldı. Ki her baktığımda dudaklarımda nar ağacı sır olur, balkondaki yaşlılığım seslenir. Johann’ı düşünürüm, düşünürüm, düşünürüm.