Mart 29, 2018

biliyorum

"Biliyorum," diye mırıldandım yere saçılmış, içerisinde beni barındıran, en çok kendim olabildiğim kâğıtlara. "Biliyorum, seni kırdım." Cümleme aralıksız bir şekilde devam etmemi engelleyen duygularla baş başa kalmıştım yine. Tıpkı üç yıl önceki gibi... Yıllar geçiyordu, büyüyor ve asla durmak bilmeyen değişim sürecinde buluyordum kendimi. 


Her sene farklı biri konuk oluyordu yazılarımdan vagon oluşturduğum trenime, her durakta yeni biri katılıyordu eskimiş defter yapraklarına. Her özel insanı bir yazı yazarak alırdım hayatıma, ve tam da o an kaybederdim sonsuza dek.

O sene oydu yeni gelen kişi yüreğime. Beklenmedik bir yolcu olarak tanımladığım bu güzel insan gelirken bavuluna pek çok şey koymuştu. Hayallerini, kederini, sevgisini, her gece okumayı alışkanlık haline getirdiği Ahmed Arif şiirlerini; denizi getirmişti. 


O denizi getirmişti, benim Martin Eden'i düşleyeceğimden habersiz. O hayallerini getirmişti, benim dinleyeceğimden habersiz. O kederini getirmişti, benim ağlayacağımdan habersiz. O sevgisini getirmişti, benim çoğaltacağımdan habersiz. O kendisini getirmişti, benim anlam katacağımdan habersiz. 

İlk gördüğümde anlamıştım, trenden gitmesini isteyeceğim en son insan hayatıma adım atmıştı. İlk gördüğümde anlamıştım, diğerlerinin treni terk etmesinin nedeni oydu. Anlamıştım, onu hiç tükenmeyecek bir duyguyla hayatımın sonuna kadar sevecektim. 

İlk gördüğümde zihnimde yeni şiirler üretmeye başlamıştım, daha önce kullanmadığım kelimelerle. İlk gördüğümde bütün yazılarımı ona okutmak istemiştim, daha önce kimsenin okumadığı yazıları. İlk gördüğümde iç dünyamı onunla paylaşmak için müthiş bir heyecan duymuştum, daha önce kimsenin yanaşmasına müsaade etmediğim dünyamı. Belki de göz rengi Martin Eden'in ait olduğu yeri hatırlattığı, sözlerinin keskinliği en sevdiğim yazara benzediği, ruhu benim gibi olduğu içindi. En nihayetinde, anlamış ve görmüştüm. Bir insanı anlamanın ve görmenin bir hayli zor olduğunu en iyi ben biliyordum. Hayatım boyunca anlaşılmadığımın ve görülmediğimin farkında olduğum için... 


Beni en çok sarsan gerçek, insanların onlar hakkında ne düşündüğümüzü hiçbir zaman bilmeyecek olmalarıdır. 

Hiçbir zaman bilmedi onu kâğıtlara nasıl anlattığımı, onu aklıma getirdiğimde kalemimin hareketlendiğini, onu anladığımı ve gördüğümü; yıllar sonra hâlâ benim yüreğimdeki yegane insan olduğunu hiçbir zaman bilmedi, bilmeyecek. Çünkü gözleri bu cümlelerle buluşmayacak, okusa dahi görmeyecek ne yazdığımı. 


Trenden indiği an, tıpkı diğer iki kişi gibi, bir daha anlaşılmayacak ve görülmeyecek.


Gülümsedim. "Biliyorum, seni kırdım." 



Evrim

Mart 23, 2018

beş mart

Sevmek aslında bir başkasıyla paylaştığımız dünyaya ithafen bir eylem midir, yoksa asla paylaşamayacağımızı bildiğimiz dünyayı mı tanımlar?



Evrim

önceki hayat

Uyutmayan haziran akşamı,
Sen hazirandan daha güzelsin.
Kirpiklerimi usulca havalandıran rüzgar,
Parmak uçlarımı ürperten yalnızlık,
ve yüreğimi canlandıran o beklenmedik umut;
Sen umuttan daha güzelsin.


Evrim

otuz haziran

.........

Farkındasın ve anlıyorsun.

İşte tam da bu sebepten ötürü,
Ağlıyorum.
Geceleri.




Evrim

Mart 21, 2018

on sekiz ekim

Bir insan için yazı yazdığınızda onu kaybedersiniz. O insanla ilgili hisleriniz ve düşünceleriniz kesişmeye başladığı ve bu yazıya döküldüğü vakit noktalarsınız o insanın sizin hayatınızdaki yerini. Farkına şimdilerde vardığım bu gerçek kadar yaralayan pek az şey var beni. Gözümü her kapattığımda başka bir yerde olma arzum git gide artırıyor şiddetini, hatta ve hatta gözümü her açışımda bulunduğum yer; asla bulunmak istemediğim, çirkin bir yere dönüşüyor. Birilerinin gözlerinin içine bakarak, gülümseyerek konuşurken dahi yaşanmayacak durumların hayalini kurmak artık gözlerin de yalan söyleyebileceğini göstermekle kalmıyor; beni inanılmaz derecede yoruyor. Farkındalığımın rahatsız edici bir boyuta erişmesi, sevgiden epey uzaklaşan insan ilişkileri, anlam yoksunu konuşmalar ve bitmek bilmeyen sıkıntılar... Kendi kendime engel olduğum bütün yılların acısını yaşadığım şu dakikalarda içimden yineliyorum, kimseye yazı yazmayacağım.


Evrim

Mart 13, 2018

kimse görmüyor

Beni kimse görmüyordu, o hariç.


Sokaklarda çalmayan bir müzikle dans ederken, aynada kendimi görmek için olağanüstü çaba harcarken, sahibine ulaşmamış mektuplarımı ilk günkü özenle saklarken, bir şiirin son iki dizesine ağlarken, vapurda Martin Eden'i düşünürken, hayallerim için herkesle mücadele ederken yalnızdım yıllar boyu. Beni çevremdeki insanlardan farklı bir yere taşıyan düşüncelerimin katılığı altında ezilirken, kendime soyut bir dünya inşa edip o dünyamın yıkılması gerektiğine dair sözleri duymaya mecbur kalırken yalnızdım. En çok da kendi kendime engel olurken yalnızdım.


Beni kimse görmüyor, o hariç.


Bir başka ruhla buluşmasına müsaade etmeyeceğim şiirlerimi okuyor, mektuplarımı zarflarından çıkarıyor, Martin Eden'i okuyor o. Soyut dünyamın somuta dönüştüğü bir beden... Anlayan ve anlatan biri.

O, sokaktaki müziği duyuyor.


Beni kimse görmeyecek, o hariç.



Evrim