Çıplak kestane ağaçlarını görür görmez otobüsü durdurup inmek istedim. Kendine ait odasında çizim yapan deliyi unutmadım, bu kimsesiz yoldan kaç kez geçtiğimi de, korkusuz roman kahramanlarını da. Çalınan ateşimi bulmaya çalışıyordum yalnızca. Sonra yan koltuğumda sen belirdin. Ah, ne zamandır görmedim yüzünü. Konuşmalı mıydık? Biriken güncelerimden anlamalısın ki ben hiçbir zaman konuşmakta iyi olmadım. Ama duy işte, yanındayım.
Geçtiğimiz yıl yazdığım her ne var ise yaktım. Her pazar şehrin göbeğinde kolumu açıp bekledim. İyi hissetmeyi bekledim yağmurlar yağarken. Büyüdüm, küçüldüm, büyüdüm, küçüldüm. Tüm bu orman yolu, tüm bu masa, tüm bu zaman bana aitti. İnsanlar bana karşı adil olmadı, o sebeple hep mazideki gazete küpürlerinde kaldım. Öğlenleri kendimi çirkin buldum. Galiba bundandır, hayatımda bir an için bile olsa kaygısız olamadım. Biliyorsun, içindeki tutkuyu kıskanıyorum. Senin gibi esmeliyim. Coşkuyla, merhametle, masumiyetle sevmeliyim. Bilmiyorsun, ben Cassandra’nın lanetine sahibim. Dört duvar arasında gölgenle uyandım, gölgenle uyudum, lambam bozulunca dayanamayıp ağladım. Kızlar hem ayıplar, hem hayrandırlar. Erkekler ise kafamdaki savaşı asla anlayamayacaktır. Sen benim gibi olmak istemezsin. Dilerim bu halimi görmezsin. Kalbim hiç bilmeyecek senin tarafından sevilmenin nasıl olduğunu. Yücedir, uğursuzluktur tarafından sevilmek. Senin bir resmini aradım fakat bulamadım. Galiba bundandır, hayat olma arzuma dönüştün. Küçüklüğünü gördüm. Eskiden vardın, bu beni öldürüyor. Kurnaz, neşeli, güçlüydün; bu beni hasta ediyor. Okuduklarını okuyor, dinlediklerini dinliyor, ne yapsam sen olamıyorum artık. Kıyafetlerini giyiyor, takılarını takıyor, sevdiğin ruju sürüyorum. Yazdığın sayfalarda günlerimi harcıyorum, gitmişsin. Tüm parçalarım paramparça, ancak iyi olacağım. Kayıptım, incindim, boğuldum; ancak hayat berrak sularda öğrenilmiyor. Geçtiğimiz yıl inandığım her ne var ise bıraktım. Her pazar şehrin göbeğinde öpülmeyi bekledim. Aç hissetmemeyi bekledim yağmurlar yağarken. Büyüdüm, küçüldüm, büyüdüm, küçüldüm.
Çıplak kestane ağaçlarını görür görmez otobüsü durdurup inmek istedim. Bir şaire aşık olan gezgini unutmadım, isyanların dile geldiği tüneli kaç kez geçtiğimi de, yetim roman kahramanlarını da. Çalınan ateşimi bulmaya çalışıyordum yalnızca. Sonra yan koltuğumda sen belirdin. Ah, ne zamandır tutmadım elini. Konuşmalı mıydık? Biriken güncelerimden anlamalısın ki ben hiçbir zaman konuşmakta iyi olmadım. Ama duy işte, sen bensin.