Şubat 19, 2018

salvador, gala, güzellik

Güzellik... Toplumlara ve bu toplumların değer yargılarına göre büyük bir boşluğu veya büyük bir derinliği kapsayan ama aynı zamanda çok bireysel olan; doğanın var olduğu ilk andan itibaren literatüre giren, üzerine çok şey söylenen, hakkında çok fikir ortaya atılan bir kavram.
Benim hayatımın her döneminde farklı şekilde tanımladığım, bazense tanımlamakta güçlük çektiğim büyülü bir kelime. 

Sıradan insanların aksine bilge insanların hayatında, onların düşüncelerini etkileyen ve içerisinde bulundukları denize dalga katan pek çok aydınlanma anı yaşanır. Çoğu zaman acılı geçer bu aydınlanma süreci. Bilge insan, öğrendikçe huzursuz olur kimi zaman. Anladıkça, radikal değişimler yaşar kimselere açmadığı -belki de açamadığı- dünyasında. 

Bilge bir insan, her gün sorgudadır. İşte benim zihnimde de her gün kurulan bir mahkeme var. Kendimi yargıladığım bu mahkemelerde her gün farklı bir konu ekseninde tartışma dönüyor. Bugün, güzellikti konum. Hayatımın her altı yılında bir yaşadığım algı değişimlerini yansıttığım kelimelerden biriydi güzellik. 

Bugün, güzellik denince aklıma direkt Dali'nin çok sevdiği Gala geldi. Gala, yıllar boyunca insanların "çirkin" etiketini yapıştırdığı bir kadın. 

Bu kadın, Dali'nin yüreğine dokunabilmeyi başarabilmiş tek kadın aynı zamanda, ki bu her şeyden daha önemli. Gün içerisinde zihinlerine yerleşmiş o basit kelimeleri sığ bir şekilde kullanan, olayların ve hislerin derinine inemeyecek kadar tekdüze olanlar; sevgiye dair tecrübesi yahut hayali dahi olmayan, maneviyattan uzak bu insanların çirkin diye hitap ettikleri Gala: saygın bir sanatçı olan Dali'nin eserlerinin ilham kaynağı, Dali'nin duygularının mimarı.

Gala, çok güzel.

Yazı yazıyorum ve kesin bildiğim tek şey şu: yazılara konu ettiğim varlıklar dünyanın en güzel varlıkları. Bir sanat eserinin içerisinde yer alan her insan güzeldir, anlamıyorlar. Anlamayacaklar belki de hiçbir zaman. Öyle zor ki hayatında hiçbir sanat eserinin büyüsüne kapılmamış birine güzelliği anlatmak... Öyle zor ki bir resmin karşısında ya da bir kitabın son satırlarında ağlamayan birine güzelliği betimlemek...

Güzelliğin ruh olduğunu, bilgelik olduğunu; güzelliğin bir başka ruha dokunmak olduğunu anlayamazlar. Güzelliğin asla fiziksel özelliklere indirgenemeyecek kadar basit olmadığını, güzelliğin tıpkı toprağı besleyen yağmur gibi ruhları beslediğini anlayamazlar.

O kadar yozlaştırmışlardır ki güzelliği, yanlış insanlara güzel derler. Onlara bir dünya sunabilecek güzel insanları ise bulduklarının farkına varamaz, kaybederler. Bunlar, dünyadaki en kör insanlardır. Çünkü hayattaki en kötü şey sevgiye, güzelliğe körleşmek; bu kutsal kavramların yerini basitliklerle doldurmaya çalışmak, sevgiyle alakası olmayan boşluklara tutunarak kendini kandırmaktır.

Ne acıdır ki sıradan insanlar çoklar. Onlar ve onların içerisinde değerli hiçbir şey bulunmayan zihinleri, her yerdeler. Bulunmadıkları tek yer ise güzellik.

Güzellik, dünyevi zevkleri ve kaygıları yok etmektir.
Güzellik, sevmektir. Güzel insan, sever. Güzel insan bilgedir, yaratır; hayatınızda sonsuza dek yok edemeyeceğiniz bir iz bırakır. Değişir ve değiştirir. 
Tıpkı Gala'nın Dali'yi değiştirdiği gibi...

Yazılarımın tüm kahramanları, güzelsiniz. Şu an dinlediğim Sen Varsın Orda parçası, çok güzelsin.

Gala, çok güzel.

Bana Salvador Dali'yi tanımam gerektiğini söyleyen insan... Güzelsin.