Sokaklarda çalmayan bir müzikle dans ederken, aynada kendimi görmek için olağanüstü çaba harcarken, sahibine ulaşmamış mektuplarımı ilk günkü özenle saklarken, bir şiirin son iki dizesine ağlarken, vapurda Martin Eden'i düşünürken, hayallerim için herkesle mücadele ederken yalnızdım yıllar boyu. Beni çevremdeki insanlardan farklı bir yere taşıyan düşüncelerimin katılığı altında ezilirken, kendime soyut bir dünya inşa edip o dünyamın yıkılması gerektiğine dair sözleri duymaya mecbur kalırken yalnızdım. En çok da kendi kendime engel olurken yalnızdım.
Beni kimse görmüyor, o hariç.
Bir başka ruhla buluşmasına müsaade etmeyeceğim şiirlerimi okuyor, mektuplarımı zarflarından çıkarıyor, Martin Eden'i okuyor o. Soyut dünyamın somuta dönüştüğü bir beden... Anlayan ve anlatan biri.
O, sokaktaki müziği duyuyor.
Beni kimse görmeyecek, o hariç.
Evrim