"Biliyorum," diye mırıldandım yere saçılmış, içerisinde beni barındıran, en çok kendim olabildiğim kâğıtlara. "Biliyorum, seni kırdım." Cümleme aralıksız bir şekilde devam etmemi engelleyen duygularla baş başa kalmıştım yine. Tıpkı üç yıl önceki gibi... Yıllar geçiyordu, büyüyor ve asla durmak bilmeyen değişim sürecinde buluyordum kendimi.
Her sene farklı biri konuk oluyordu yazılarımdan vagon oluşturduğum trenime, her durakta yeni biri katılıyordu eskimiş defter yapraklarına. Her özel insanı bir yazı yazarak alırdım hayatıma, ve tam da o an kaybederdim sonsuza dek.
O sene oydu yeni gelen kişi yüreğime. Beklenmedik bir yolcu olarak tanımladığım bu güzel insan gelirken bavuluna pek çok şey koymuştu. Hayallerini, kederini, sevgisini, her gece okumayı alışkanlık haline getirdiği Ahmed Arif şiirlerini; denizi getirmişti.
O denizi getirmişti, benim Martin Eden'i düşleyeceğimden habersiz. O hayallerini getirmişti, benim dinleyeceğimden habersiz. O kederini getirmişti, benim ağlayacağımdan habersiz. O sevgisini getirmişti, benim çoğaltacağımdan habersiz. O kendisini getirmişti, benim anlam katacağımdan habersiz.
İlk gördüğümde anlamıştım, trenden gitmesini isteyeceğim en son insan hayatıma adım atmıştı. İlk gördüğümde anlamıştım, diğerlerinin treni terk etmesinin nedeni oydu. Anlamıştım, onu hiç tükenmeyecek bir duyguyla hayatımın sonuna kadar sevecektim.
İlk gördüğümde zihnimde yeni şiirler üretmeye başlamıştım, daha önce kullanmadığım kelimelerle. İlk gördüğümde bütün yazılarımı ona okutmak istemiştim, daha önce kimsenin okumadığı yazıları. İlk gördüğümde iç dünyamı onunla paylaşmak için müthiş bir heyecan duymuştum, daha önce kimsenin yanaşmasına müsaade etmediğim dünyamı. Belki de göz rengi Martin Eden'in ait olduğu yeri hatırlattığı, sözlerinin keskinliği en sevdiğim yazara benzediği, ruhu benim gibi olduğu içindi. En nihayetinde, anlamış ve görmüştüm. Bir insanı anlamanın ve görmenin bir hayli zor olduğunu en iyi ben biliyordum. Hayatım boyunca anlaşılmadığımın ve görülmediğimin farkında olduğum için...
Beni en çok sarsan gerçek, insanların onlar hakkında ne düşündüğümüzü hiçbir zaman bilmeyecek olmalarıdır.
Hiçbir zaman bilmedi onu kâğıtlara nasıl anlattığımı, onu aklıma getirdiğimde kalemimin hareketlendiğini, onu anladığımı ve gördüğümü; yıllar sonra hâlâ benim yüreğimdeki yegane insan olduğunu hiçbir zaman bilmedi, bilmeyecek. Çünkü gözleri bu cümlelerle buluşmayacak, okusa dahi görmeyecek ne yazdığımı.
Trenden indiği an, tıpkı diğer iki kişi gibi, bir daha anlaşılmayacak ve görülmeyecek.
Gülümsedim. "Biliyorum, seni kırdım."
Evrim