Kimi zaman yıllarca aradığımız, bizi tüm yaralarımızla, eksiklerimizle görmesinin ve bizi bize rağmen kabullenmesinin hayalini kurduğumuz insanın yanı başımızda durduğunu fark edemeyiz. Yüreğimizin asıl sahibi ve ruhumuzun yansıması olan özel insan her an ulaşabileceğimiz bir konumda olduğu halde biz bundan bilinçsiz şekilde yanlış insanları alırız kaleme. Yanlış insanları ağırlarız şiirlerimizin en büyülü dizelerinde. Sonradan düşüverir aklımıza gerçekler, sonradan yer edinir kalbimizde doğru insanlar.
Siz ne zaman doğru insanı yazmaya başlarsınız sayfa sayfa, işte o zaman okuyacak kimse kalmamıştır. O insanın yüreğinizin kapısında, elinde yıllar boyu beklettiği güller kurumuştur siz kapıyı açtığınızda. Sevgi beklemekle eş değerdir.
Beklemiştir, anahtarla kapıyı açıp giren her insanı imrenerek izlemiştir.
Beklemiştir, sizin kapının zilini hiçbir zaman duymayacağınızı bilse de çabalamaktan vazgeçmemiştir. Beklemiştir, yanlış insanlara yazdığınız bütün yazıları sükunetle okuyarak ve bir gün kendisinin de bu yazıların baş kahramanı olacağını hayal ederek senelerce beklemiştir.
Kuruyan gülleri kapı eşiğine bırakmış ve en nihayetinde sizin onu bir daha asla bulamayacağınız yere, kendi hikâyesini oluşturmaya gitmiştir.
Doğru insanı, Martin Eden'i size hatırlatan tek insanı sonsuza dek kaybetmişsinizdir.
Evrim