Eve dönmek ona dönmektir.
Onunla tanıştığım gün sabaha dek baktığım duvara bakıyorum şimdi. Onunla tanıştığım gün gözüme bir türlü uyku girmezken kıvranıp durduğum yatağa uzanıyorum şimdi. Şimdi, bir zamanlar onu düşünerek oturduğum masanın başına farklı bir amaçla geçiyorum. Bir zamanlar bana onu yazdıran kalem artık başka kişilerin ruhlarına bürünüyor parmaklarımın arasında.
Üç yıl boyunca sehpanın üzerinde duran bir kitap düşünün... Günün birinde her eşya yerli yerinde dururken kıpırdayan tek şey o oluyor. Kitap dışında her şey aynı kalmış, kitabı kaleme alan yazar da dahil. Sadece bir nesne, kitap tüm odanın akışını değiştiriyor eski yerinde olmadığında. Kitap olmadan sehpa da anlamsız, siyah perdeler de, kahve fincanı da, oda da; en önemlisi yazar anlamsız. Şu an, kitap o.
Onun yeri değişmiş bu evde... Ve ben, kitabı yazan kişi olmama rağmen bu duruma engel olamıyorum. Yazar olmama rağmen, dünyadaki en değerli kitap oymuş ve ben artık o kitabı okuyamayacakmışım gibi hissediyorum. Odada güzel olan pek çok detay var, istesem yeni bir kitap daha yazabilirim ancak hiçbiri sehpanın üzerine yakışmayacak, biliyorum.
Eve dönmek ona dönmektir.
Onunla tanıştığım gün ağladığım kapının arkasında öylece duruyorum şimdi. En savunmasız olduğum o dakikalara dahi geri dönebilmeyi dilerken kendimi hayatımda hiç hissetmediğim kadar çaresiz hissediyorum. Onunla tanıştığım gün hissettiklerimi an ve an hatırlayıp gözümü kapatıyorum şimdi. Belki de onun da hatırlaması için yapıyorum bunu, sanki gözümü kapatırsam o da dünyanın her neresinde olursa olsun bunu anlayacakmış gibi. Şimdi, bir zamanlar onu düşünerek dinlediğim müzikleri farklı şekilde duyuyorum, sözleri oldukça farklı algılıyorum. Bir zamanlar bana onu hatırlatan romanların her bir cümlesi artık onun dışında herkese ithaf edilebilecek düzeyde anlamını yitiriyor.
Yaşadığınız zorluklara, aşamadığınız bütün engellere, kendinize rağmen içinizde bir yerlerde her daim canlı tuttuğunuz umudunuzun tükendiğini düşünün... Şu an, umut o. Kendimde kaybettiğim her şeye karşın hayatımda sapasağlam duran tek varlığın, umudun; onun da yok olup gitmesi...
Üç yıl geçmiş.
Bir tane yazımda geçiyordu, ev kavramından bahsediyordum. Sanki o yazıyı geçen yıl yazarken bu günü yaşayacağımı önceden hissetmişim... Ev, bu şehri sevdiren bir ev...
Eve dönmek ona dönmektir. Ya da ona dönmek eve dönmektir. Bilemeyeceğim.
Evrim