Mayıs 04, 2019

aşk bu

Gözleri gözlerimde geziyorken odanın diğer ucunda olduğu halde biliyorum içinden mırıldandığı şarkıyı, biliyorum gecenin belli saatlerini beni düşünmeye ayırdığını ve biliyorum yazılarıma konuk olmak için çırpındığını. Birbirimize bakıyorken benzer duygular filizleniyor yüreklerimizin en gizli köşesinde, farkındayız ancak ikimiz de susmayı tercih ediyoruz. İçimizde yarattığımız masum hislerin kelimelere döküldüğü anda bir daha hafızalarımızdan silinmemek üzere devleşeceğini pekala anlatıyoruz birbirimize gözlerimizle. Odadaki pek çok kişinin benimle göz göze gelmeye çalıştığını fark ettiğimde düşünmeden edemiyorum: gözlerimi bir tek ona saklamamın bir yolu var mıdır?

Yanıma yaklaşıyor, nasıl da dokunmak istiyorum yüzüne. Üzerinde en sevdiğim şarkının sözlerinde geçen renkte bir gömlek var, elinde birazdan bana uzatacağı şarap kadehi, cebindeyse fotoğrafım. Kadehi bırakıp elimi kavrıyor yavaşça, arka fonda The Black Keys'den Too Afraid To Love You varken dans ederken buluyoruz kendimizi. Üç yıl önce tam olarak bu anı yazdığımı hatırladığımda gülümsüyorum, işte gerçekleşiyor kaleme aldıklarım birer birer. Ancak tek bir şeyi yazmadığımı fark ediyorum: aşkı hiç yazmamışım ben. Aşk bu, ve ben bunu tatmadan yaşamışım yıllar yılı. Bütün bakışlar üzerimizde. Ben sadece onu görüyorum, o sadece beni görüyor. Büyüleniyorum, az sonra yıldızları göreceğim gibi.

“Bu gece seni yazacağım.” diyorum.


Evrim