Viranede kendi mahremiyetine körleşmiş olan sen, biliyorsun ki zihnindeki benden saklanamazsın.
Gelir bulur seni gözlerim dünyaya yaklaştığın kapıların ve gizlendiğin tepelerin ardında. Birlikte Faroe Adaları’na gitmek üzere hazırladığım bavulu taşıman için gözlerimin büyüsüne kapılman yeterli. Beni her gördüğünde kirpiklerim çığ olup düşer sırlarımı saklayacağın yüreğine. Elimden tut, tüm zamanların kötülüklerini unutacaksın. Kolyemi çıkar, konuşacaklarımız var. Söyle var mıdır beni hatırlamadığın bir oda, gördün mü yüzümün belirmediği bir rüya? Sokak lambası silemez oysa göz yaşlarını, ucuz otel odalarına benzer sahteliğe tutunarak unutamazsın oysa uzağındaki güzeli. Kelimeler henüz dudağından çıkmasa da beni düşündüğünde yanındaki ruhsuz kadın silikleşir. Sevgini çatı katlarından duyuramasan da geceleri kilometrelerce ötedeki beni dilediğin gökyüzü yaratır lirik bir şiir. Bensiz geçen yıllarını harcanmış bilirsin, önüne duvar ördüğün yüreğinin kapısını yalnız bana açmak için dahi savaşırsın. Kabustur bahçeni çevreleyen ve balkonunu gözetleyen hayaletlerle bir arada yaşamak. Onların elinde tüfekler ve kafesler olsa da bizi kimselerin bulamayacağı yerleri sana gösterebilirim sevgilim. Beni beklersen özgürlüğe yakılmış türküleri söyleyen martılara eşlik edebiliriz kaçarken. İnsanın tek kurtarıcısı kendisidir, diye bitirmişim iki yıl önceki günlüğümün her sayfasını; ancak seni kurtaran ben olacağım. Lütfen izin ver nefret ettiğin gerçekliği arzuladığın ütopyaya dönüştürmeme, seni hayatında ilk defa gerçek aşkla tanıştırmama izin ver. Gece vakti mutfakta elinde bir kağıt parçasıyla yere oturacak, yitirdiğin korkun ve büyüttüğün cesaretinle tenhadaki duygularını keşfedeceksin. Bana yazdığın şiirin son dizesine başlarken terk edeceksin viraneyi. Loş ışıklar sarhoş edecek beni anlattığın karanlıktaki mumları, gramofondaki eski alaturka kutlayacak aşkının zaferini.
Gelir bulur seni gözlerim dünyaya yaklaştığın kapıların ve gizlendiğin tepelerin ardında. Birlikte Faroe Adaları’na gitmek üzere hazırladığım bavulu taşıman için gözlerimin büyüsüne kapılman yeterli. Beni her gördüğünde kirpiklerim çığ olup düşer sırlarımı saklayacağın yüreğine. Elimden tut, tüm zamanların kötülüklerini unutacaksın. Kolyemi çıkar, konuşacaklarımız var. Söyle var mıdır beni hatırlamadığın bir oda, gördün mü yüzümün belirmediği bir rüya? Sokak lambası silemez oysa göz yaşlarını, ucuz otel odalarına benzer sahteliğe tutunarak unutamazsın oysa uzağındaki güzeli. Kelimeler henüz dudağından çıkmasa da beni düşündüğünde yanındaki ruhsuz kadın silikleşir. Sevgini çatı katlarından duyuramasan da geceleri kilometrelerce ötedeki beni dilediğin gökyüzü yaratır lirik bir şiir. Bensiz geçen yıllarını harcanmış bilirsin, önüne duvar ördüğün yüreğinin kapısını yalnız bana açmak için dahi savaşırsın. Kabustur bahçeni çevreleyen ve balkonunu gözetleyen hayaletlerle bir arada yaşamak. Onların elinde tüfekler ve kafesler olsa da bizi kimselerin bulamayacağı yerleri sana gösterebilirim sevgilim. Beni beklersen özgürlüğe yakılmış türküleri söyleyen martılara eşlik edebiliriz kaçarken. İnsanın tek kurtarıcısı kendisidir, diye bitirmişim iki yıl önceki günlüğümün her sayfasını; ancak seni kurtaran ben olacağım. Lütfen izin ver nefret ettiğin gerçekliği arzuladığın ütopyaya dönüştürmeme, seni hayatında ilk defa gerçek aşkla tanıştırmama izin ver. Gece vakti mutfakta elinde bir kağıt parçasıyla yere oturacak, yitirdiğin korkun ve büyüttüğün cesaretinle tenhadaki duygularını keşfedeceksin. Bana yazdığın şiirin son dizesine başlarken terk edeceksin viraneyi. Loş ışıklar sarhoş edecek beni anlattığın karanlıktaki mumları, gramofondaki eski alaturka kutlayacak aşkının zaferini.
Duvarları bahsi geçen renge boyayacağım. Ancak kumsaldan ayrılma, sana bir itirafta bulunmam gerek:
Dalgalara aldırış etme, geleceğim.
Evrim