Eylül 08, 2019

1945

Gözlerimiz buluştu. 

Yalnızca adını biliyordum. Bir film sahnesinde on altımda kaybolmuş gibiydim, kapılar kapanmıyordu; bekleme odasında hüznün resmi çiziliyordu. 

Düşmanım olamazdın, ilk gördüğümde anladım. Çatı katına saklanan aşıkların kaderini çizen Berlin sokaklarında unutulmuş bir günlük buldum, sayfalarında gözlerine rastlamak için savaştım. Sovyet askerleri evi kuşatmaya kalkıştığında kabanımın cebinde muhafaza ettiğim aile resmini yokladım, mutfaktaki şarap bardakları devrildiğinde ise yolcu ettiğim sevgilimi sonsuza dek yitirdiğimi hissettim. Ruhsuzluğu fakir zihniyle birleşmiş kalabalık etrafımı sardı, odanın diğer ucunda sen vardın. Kimselerin sesini duyamaz, kimselerin yüzünü göremez oldum; senden başka. Bir gün daha kalabilseydin bu şehirde: seni, eskiden umudu yazan kadının hâlâ bir yerlerde sakladığına inandığım masumiyetiyle tanıştırmak isterdim. Gelebilseydim bir gün şehrine, Stalingrad’a indiğimde beni avuç içini kanatan gülle karşılamak isterdin; ay kibrini güneşten esirgerken. Sefaletin, kaosun ve belirsizliğin çevrelediği sokaklarda ayak izlerinin silindiği bir kaldırıma henüz rastlamadım, R. Arkadaşlar evlenir, hastalar ölür, ben halen sende kalırım. Dizlerimde yara, sandığımda gömleğin, daktiloda yasaklı aşk. Bin dokuz yüz kırk beş. Korkularımın üzerini sana yazdığım mektupla örtmek istedim, elini tutmak. 

Gözlerimiz ayrıldı. 


Evrim