Haziran 27, 2025

Ayrılık

Beni iyi ki tanımıyorsun. Daha çok severdin. Halimi soruyorsun. Sükunetle, kabullenilmiş isyanla, varoluşumun acıttığı histerik akşamların birindeyim. Yedi saat kadar zihnim berraklığını kaybediyor, otel odamın camından şehirdeki telaşlı ayak seslerine kulak kesiliyorum, hepsini bir yerden tanıyor gibiyim. Kendim haricinde herkesi tanıyorum. Ve kendim harici herkese naziğim. En son benzer bir hisse 2017 yılında kapılmıştım. Merdivenlerde yalnız başıma oturup yemek yediğim ve ağladığım günler hatırımdan gitmez. Şimdi yıllar sonra, eskisinden daha çok korkuyorum ayağa kalkmaya. Ayaklarımdan yukarı doğru yol alan sarmaşık, boğazımdaki acı, sırtımdan dökülen küstah ter: seni unutuyorum. Bu ilk değil ancak son, kibirli adamları yeniyorum. Kaçıyorum esasen zindan gibi geçen o sokaklardan, ben yalnız kalıyorum işte seninle. Dünyanın en güzel manzarasında korkunç memnuniyetsizim. Etrafımda su birikintileri, az sonra insanlar bir meseleye tanıklık etmek için toplanıyor. Biri bana aşkını itiraf ediyor. Ben annemi düşünürken mevsimler geçiyor. Aptal adamlara tahammülümün kalmadığı konuşulur; aynı kuyuya tekrar düştüğüm de. Doğru; o soğuk Ankara sabahından çıkabilmiş değilim. Çardakta sigara içmekteyim, sense beni izlemektesin. Düşümde beni yazmaktasın beyaz tülbentimin içinde. Bir paskalya akşamı pencereden dışarıyı gözetlemekte, insanları görmeyi ummaktayım. Askılıktaki bir kaban gibi unuttuysan ya beni? Korkuyorum, beni yalnızca sen sevdin. Hatırlıyorum, hayata Matmazel Noraliya’dan sonra tutundum. Güneş ışığına merhaba diyorum saat dört sularında bir yolcu uçağında. Tam o vakit yüzümde dolaşan ellerin yerleşiyor tövbeli dudaklarıma. Beni iyi ki tanımıyorsun. Daha çok severdin.