Mart 16, 2025

217

Sen benim tarafımdayken her şey ne kadar da güzeldi değil mi, şimdiyse çıkaramamaktayım yüzünü. Arkadaşlarım sana haksızlık yaptığımı söylüyor, duymazdan geliyorum. İlk kez kendime ait bir odam var. Küçüklükten beri bunun hayalini kurduğumu bilirsin. Öyleyse niçin her akşam ağlıyorum? Okuyamamaktayım gazete köşelerini eskisi gibi. Her adımımda yeni doğuyorum, her sokakta yeni büyüyorum, 33 yaşımda hayatı yeni öğreniyorum. Arkadaşlarına İstanbul’a taşınacağını söylüyorsun. Oysa bilmez misin ki o sokakta artık beni bulamayacaksın. Yeni evimdeki tabloları da göremeyeceksin, baştan kurduğum kitaplığımı da. Hiçbir şey hissetmiyorum da, nasıl nefret ediyorum bazı akşamlar kendimden. Televizyon izliyor, camdan dışarısına bakıyor, simsiyah giyiniyorum: sanki bir yere aitmişim gibi rol yapıyorum. Uykuya dalmadan önce 19’uma dönüyorum, ancak o zaman gözlerimi kapayabiliyorum. Diğer günler bütün gece ayaktayım. Bir zamanlar coşkuyla isyan ederdim. Doğum günümdü. Sıcak bir gülümsemeyle yalanlar söylerdim. Dalgalar götürdü hepsini. İnsanlar kocaman sarılırdı bana. Kapı numaram 217 idi. Gözlerim acıyordu, elimden tuttun. Seni izledim, asla sahici olamayacağımı düşündüm. Beni nasıl gördüğünü sorduğumda belime sarıldın. Ancak yüzünü son kez öptüğümde çalan o şarkı hatırımdan gitmez. O öğlen veda ettik birbirimize. Ama sanki ilk el sıkışımızda unuttum ben seni. Tepki vermedim, konuşmadım, telaşlanmadım; sadece bir dost ile geçirdiğim vakit için şükrettim. Dört duvar odanda rujumu hatıra niyetine bırakıp bırakmamak arasında kararsız kaldım; şimdi gülüyorum bu çocukluğuma. Seni hiç tanımamış olmayı dahi dilemedim, bir adamın sevilmediğinin bundan büyük bir kanıtı olabilir mi? Eğer tanımasaydım da, hayatımın en güzel doğum gününden bir sene sonrayı burada yazarak geçirecektim. Gözümdeki yaşı, belleğimdeki sırrı, beni ayakta tutan zorbalarımı da hep yazdım ben. Sadece şimdilerde o büyük ışıltımı kaybettim biraz, öfkemi dizginledim, kesin bildiğim her şeyi unutuverdim. Market dönüşü yolda duraksadığımda, şöyle bir etrafa baktım; çırılçıplaktı düşüncelerim. Şaşkın kaldım cesaretimin ağırlığını taşırken. Aynı şehirdeydik, şimdi düşününce inanması güç geliyor. Sahafçıdaydın, sokaklardaydın, pastanedeydin. Beni sevdin ve hayatının mahvolduğunu söyledin. Sen benim tarafımdayken her şey ne kadar da güzeldi değil mi, şimdiyse çıkaramamaktayım sesini. Arkadaşlarım değiştiğimi söylüyor, duymazdan geliyorum. İlk kez kendime ait bir odam var. Küçüklükten beri bunun hayalini kurduğumu bilirsin. Öyleyse niçin her akşam ölüyorum?