Arkadaşım, geri döndün.
Nevruz akşamları düşümde sana rastlardım, tüm şehir bilir. Yalnız bu şehir bilir elim kalbimde adını yazmama işlediğimi. Doğmadığın adada evini aradığımı; akşam üstü bir vapur seferinde, kapısı yıllardır açılmamış pansiyon odasında, balkona vuran gölgende. Nadiren kalbimi açma cesaretine erişirim. Müthiş korkağım esasen. Küçülürüm aynalarda, surlarda, portremin çizildiği tuvalde. Büyürüm kederin sayfalarında, gözlerinde, yalnızlığın kuyusunda. Sana açabilirdim. Aylar, yıllar sonra birini: seni sevebilirdim. Elimi tuttun yağmurlu bir akşam, ve ben o akşamın sıcaklığında bir Dorian tanıdım. Dorian, sonsuza dek Dorian! Sanıyorum 28 yaşıma yeni basmıştım. Yüzüme baktın sadece bir akşam, ve ben bunu unutamadım. İşte ben o akşam ilk kez aşık oldum. Kanatlarımı ilk kez o akşam yitirdim, atladığım kaleye de dönemezdim. Bir şiir hediye ettim güneşe, hep açık bıraktığım saçlarımı sevdiğin gibi ördüm. Bu anı kutladık birlikte. Bilmezsin ne çok yazdım sana. Ne çok Katre-i Matem’de sana rastladım. Bulduğunu kaybeden ne hisseder? İşitir gibi oldum uğradığın limanlardaki söylentileri. Gül, hançer, deniz feneri; biz yenik düştük. Bir davet yemeğiydi, yalnız seni düşündüm kalabalığın arasında. Yemek boyunca sohbet açmadığım davetli kalmadı, oysa yalnız sen geçtin buralardan. Bilmezsin, ne çok hayalini kurdum. Eve varır varmaz çarşafları kaldırdım, şarap bardağını yıkadım, dolabımda unuttuğun tren biletini güncemin arasına koydum. Sen, sen geçmiştin buralardan. Bu şehirde boyadığım ilk duvar. Ki renginden pek sık bahsederdim sana. Üzerinde durduğumuz dans pisti, avucumuza aldığımız bu koskocaman şehir, oturduğumuz pastahane; biz yenik düştük. Ama arkadaşım bilmezler, ne çok rol yaptım. Nasıl gizledim bu gerçek kadını, nasıl gizledim bendeki seni: sen dahi bilemeyeceksin. Hiç sahici olmadım başkalarına, hiç anlatamadım nasıl yandığımı. Bu şehirde ağırladığım ilk misafir. Mutfakta karşısına geçtiğimiz tabloyu kaldırdım iki gün evvel. Her sayfada bize dair bir iz bıraktım da, bir sana gönderemedim sandık dolusu mektuplarımı. Bunca yıl geçer de insan kalp yarasını hiç mi onaramaz? Hep 9 yaşındaki o ilk anda kalır. Sevmek, nefret etmek; öpmek ne kolaydı seni. Oysa unutmak, en zoru. Vatanım, sevdam, kederim; geri döndün bir öğlen vakti. Bir sihir. Arkadaşım, bir sihirdim ben. En güzel sen sevdin beni. Sanıyorum 28 yaşıma yeni basmıştım. Sırrını paylaştın sadece bir akşam, ve ben bunu unutamadım. Adaya vardık yağmurlu bir akşam, ve ben o akşamın sıcaklığında bir Dorian tanıdım. Dorian, sonsuza dek Dorian! Haziran akşamı ölmek zordu, ve ben sana rastlardım. Tüm şehir bilir. Yalnız bu şehir bilir elim kalbimde adımı söylemeni beklediğimi. Doğmadığın adada evini aradığımı; akşam üstü bir vapur seferinde, kapısı yıllardır açılmamış pansiyon odasında, balkona vuran hatıranda.
Arkadaşım, geri döndün.