Haziran 05, 2020

02.43

13 yıl geçmiş, uzattığın elini düşlerimde tutmaktayım halen. Parlayan gözlerindeki çocukluk hevesini anımsamakta, üzerimdeki sonsuz tesirinle savrulmaktayım. Yüzün dün gece belirene dek bilmiyordum neyin hasretiyle boğuştuğumu, ve bilmiyordum nostaljinin ağırlığı altında kalmış kanatlarımla tekrar uçabileceğimi. Oysa şimdi, 02.43’te sana rastladığımdan beri tekrar okumaktayım yazdıklarımı, ve her seferinde her birinde seni bulmaktayım. Ne acı! Seni bilmek, kaybetmek, öpmek isterim. Bavulumda resmini taşıdığımı gören arkadaşlarım bakışlarını kaçırıyor, meleklerse gözlerini deviriyor. Kalem tuttuğumda şahlanan ellerimi, geceleri yalnız kaldığımda yüzümde birleştirip bir çocuk gibi ağlıyorum. Karanlıktan, perdelerden, kendimden korkan bir margiseyim ben. Hüznüm sanaydı, öfkem sana. Olur da gözlerine bir kez daha bakabilirsem o an herkesten gizlediğim sırlarımı göreceksin diye ürküyorum. Bunları okusan şaşar kalırsın. Lakin, hayran kalırsın ilk kez kahramanı olduğun sayfalarda adının tekrarlanışına. Düşüm sanaydı, umudum sana. Gün bitiminde odama çekildiğimde geçmişin gölgeleri diriltiyor seni pervasızca. 02.43’te doğduğun düşü hatırlamak uğruna dalıyorum uykuya yalnızca. Kırlangıç sesleriyle irkiliyorum sonra, nihayet evdeyim.



Evrim