Kasım 14, 2017

ankara'da

Kırmızı kapaklı defterim ilk kez açılmıyordu. Halbuki onu kimselerin ulaşamayacağı dolabımdan bir şeyler yazabilme umuduyla çıkarırken bu sefer olacak diye tekrarlamıştım içimden; haftalar sonra yazabileceğim. 

Parmaklarım ilk kez kalem tutamıyordu. Halbuki ne kadar fuzuli bir ruh halinde olursam olayım elime kalemi aldığım an her şeyin sükunete kavuştuğu tek zamandı. 

Şiirlerim ilk kez bütünlük ve doğallıktan uzaktı. Halbuki yaşadığımı bana hissettiren tek şey şiirlerimin samimiyetle uyumuydu.

Ben ilk kez aşık oluyordum. Hesapta olmayan işlerin en büyüğüydü bu. Pek sevdiğim yazar Peyami Safa o an aklıma geldiğinde defterimin kapağını açmama ramak kalmıştı, en nihayetinde yapamamıştım. Tesiri altında kaldığım her duyguyu edebiyata; sanata dönüştürebilen biri olarak, Ankara'da bir kasım akşamında aşık olduğumdan beridir kelimelere küsmüş bir şairin huzursuzluğunda ancak sevginin ışığında aydınlanan bir insan olarak içiyordum kahvemi. Arka fona bir Erdoğan Emir parçası koyduğumda aslında küsen varlığın ben değil kelimeler olduğunu fark etmiştim. 


Kırmızı kapaklı defterim ilk kez anlamını yitiriyordu. Parmaklarım ilk kez şiirlerimin mısralarında dolaşmaya gönülsüzdü. Mutluydum, ben ilk kez aşık oluyordum.




Evrim