Nisan 09, 2023

Gulfiroş

 Bir zamanlar kapının ardında iki kişiydik, bulunmayı beklerdik. Ama unuttum ben seni, bahçemdeki yabancıyı unuttum ben.

Bodrum karanlığındaki ağıtlarda vatanımıza dair sırları öğrenirdim, ne büyük hevesti tanımak büyüdüğün yolları. Ne büyük acıydı uğramak taşlandığın meydanlara. Yıllar yılı bilmeden aynı yerden yaralanıp, aynı güruh tarafından günahkar seçildik. Biz aynı şehirde doğduk. Ve aynı yerde yenik düştük düşmanlarımıza. Hayatım boyunca nasıl bir daha rastlarım böylesine? Dönebilsem geriye, daha çok soru sorardım sana. Tanıklık ettiğin kötülükleri ağzından duymak, kendimi sende daha erken keşfetmek isterdim. Korkularımda yalnız olmadığımı bilmek isterdim bir bakıma. Kendi kendime mütemadiyen engel oldum, bir sen anlardın beni. Başımın kızıllığını, avuç içlerimdeki izleri, uykusuz akşamlarımı bir sen anlardın. Kaçardım dışlandığım sofralardan, bir sen buyur ederdin. Dolap dolusu hırkalarını bana bıraktın; acını, sırrını, tebessümünü bana bıraktın sen. Oysa şimdi, seni düşünmediğim tek bir gün yok. Aynamda yaşarsın. Adım atmadığın gurbette, hor görüldüğün yemek masasında, ekimin yirmi üçünde yaşarsın. Ne zaman bir kötülüğe içerlesem, o akşam düşümde sana rastlarım. Yıllardır süregelir, ancak her seferinde kalbimin ağırlığıyla heyecanlanırım. Bir an var ki, unutamam. Denizimin feneri, ateşim, geçmişim; tek hayalim özgür olmak. Başarmak, en çok da senin için. Ve adının geçtiği yemek masalarında başımı yere eğmemek.


Bir zamanlar kapının ardında iki kişiydik, bulunmayı beklerdik. Ama unuttum ben seni, bahçemdeki yabancıyı unuttum ben.