Şubat 02, 2019

seksen üç

Ay denize düşüyor ben seni hatırlarken. İnce ince yağmur yağmıyor belki ama yaşamadıklarımız bir çığ gibi büyüyor içimde. Biriktirirken gözümü kapadığımda seni, yalnız seni dahil etme amacıyla deneyimlediğim anılar; elime kalemi her alışımda seni, yalnız seni anlatmakta güçlük çektiğim sayfalar; kurarken seni, yalnız seni odağına yerleştirdiğim düşler büyüyor. Büyüyor geceleri geleceği imgelediğim sahnelerdeki o büyük rolün, büyüyor beşinci basamağına oturup bana en sevdiğin şarkıyı mırıldandığın merdivendeki ayak izlerin, büyüyor çerçeveleyip odama astığım fotoğraflardaki ışıldayan gözlerin. Yeniden doğuyor tanıştığımızda birbirimize kullandığımız ilk sözcükler, yeniden doğuyor bizden başka kimselerin anlayamayacağı o derin bağ, yeniden doğuyor dans ederken birbirine kenetlenmiş ellerimizin özgürlüğü. Anlam kazanıyor gül ve hançer... Seksen üç gün olmuş. Altmış ikinci sayfasında kaldığın ve büyülenmişçesine üst üste üç kez okuduğun cümleleri sadece bana gösterdiğin o kitap hâlâ yerli yerinde duruyor. Senin, yalnız senin yüreğinde sonsuza dek yer almaya dair yarattığım sefil umudu temsil edercesine...

Şayet sana bunu söyleme cesaretine erişemezsem bir gün, hissetmeni dilerim: seni her zaman seveceğim.

Evrim