Ekim 26, 2015

yazdıklarım kadar

Duvarlar mavi.


İhtiyacım olan iki şey de benimle: o ve sessizlik. Bir gece vakti bahçedeyiz, bir ayağı kırık olan tahta masamızın üzerinde rastgele koyduğumuz notlarımız, kitap sözlerini ve şiirleri yazdığım defterim, bir şişe sıcak şarabımız; bir de şaraptan sonra benim ısrarımla içmekte olacağımız kahvelerimiz. Kahvenin kreması benim tarafımda duruyor yalnız, o bu seferlik sade içmekte karar kılıyor çünkü. Hava soğuk, rüzgar yanaklarımı soğuturken ve parmaklarım donuk bir şekilde birbirine kenetlenmişken karşımdaki güzelliğe bulanık gözlerle bakıyorum, onun kahvesinden minik bir yudum almasını, hırkasını bedenine sıkıca sararken izlendiğini fark edip gülümsemesini, bana böylesine derinden bakabilmesini, onu, onun yüzünü güzel buluyorum. En çok da yüzünü. Yüzüne bakarken ağır bir ağlama isteğiyle sarsılıyorum, sonra kendimi tutuyorum, nasıl olsa birazdan o gittiğinde tüm gece ağlayacağım çünkü. Benim elimde bir Ahmet Altan kitabı var, onda ise ..... O ciddi bir surat ifadesi takınıp okumaya başlarken kirpikleri hızlıca hareket ediyor, göğsü ritimle, bazen de ritmin dışına çıkarak inip kalkıyor, okuduğu sayfada bana rastladığına, kelimeleri benimle ilişkilendirdiğine, beni okuduğuna eminim. Ben onu seyretmekten kitabımın kapağını dahi açamıyorum. Açmak da istemiyorum, karşımdaki insan birçok romana bedel olabilecek kadar sanatsal güzellikteyken kitap okumaya gerek duymuyorum. Kremamı kahveme eklerken arka fona Mavi Duvar müziğini ekliyorum. Huzur bu olmalı diye düşünüyorum, onun kitabını masaya bırakıp bana baktığını görüyorum. Eğer sessizliği bozarsam bu huzur ortadan kalkacak, biliyorum. Belki de hep susmalıyım. Ben konuşur konuşmaz alayla, aslında belli etmese de acıyla güleceğini ve masadan kalkıp gideceğini biliyorum. Aramıza mesafeler koyacağını, benimle hiç tanışmamış olmayı dileyeceğini, bir daha beni sevmeyeceğini biliyorum. Çünkü işin sırrı konuşmakta, işin sırrı gerçeklikte. Evet evet, konuşmak dışında her şey yazdıklarım kadar gerçek. Ben onu yazdıklarım kadar seviyorum. O, yazdıklarım kadar güzel bir adam. O, yazdıklarım kadar yakınımda.


Yani, değil. Şimdi ise yazdıklarım kadar gerçek bir ses tonuyla konuşuyorum, gözlerimi kapatarak.


"Okudum." diyorum. "Benden okumamı istediğin kitabı okudum."


Duvarlar mavi.



Evrim