Günlerden iki ocak. İki yıl geçmiş. Gecenin ikisinde bahçede oturuyoruz, yanımızda başka birileri de var ama benim tek görebildiğim o. Tek görmek istediğim; hep o. Yeni bir yıla girmişiz, ona dair yazı yazacağım son yıla; ona dair içimde duyguların olduğunu düşünüp kendi kelimelerimi kandıracağım o son yıla girmişiz, çok sonra anlıyorum. Hava soğuk, o sigara içiyor. Bense ona bakıyorum. Yanımızdakilerin açtığı muhabbete pek katılmıyor, tek yaptığı biten sigarasını söndürüp yeni bir tanesini yakmak. Hep böyle, konuşmuyor. Dudaklarından güzel bir şey çıkmayacağının farkında olduğundan belki de. Masaya hakim olan o boğucu ve garip sessizliği bozmak üzere, belki de sırf can sıkıntısından -çünkü muhtemelen derin düşünmüyor yine- müzik açmak üzere eli telefonuna uzanıyor. Ve o türküyü açıyor. Önce biraz kötü oluyorum, o türkü çalarken ona da bakmıyorum, ağlamamak için olağanca çaba gösteriyorum; ve o an gözüme çok değersiz biri gibi geliyor. Sonra, açılabilecek onca türkü varken neden o parçayı seçtiğini sorgulamaya yeltensem de her şeyin altında neden aramamam gerektiğini hatırlatıyorum kendime. Nedensiz olabilir birçok şey, ve hatta olan bitenlerin ardındaki nedenselliği irdeleme çabamız bizi yapsa yapsa meczup yapar; kimi zaman gereğinden fazla derinleşen düşüncelerimin diğer insanların ne kadar düz ve basit olduklarıyla karşılaşınca ortaya çıkan hayal kırıklıkları benim o an belli belirsiz gülümsememe sebebiyet veriyor. Ne diyordum? Türkü... Tek başıma dinlerken aklıma geliveren adam işte karşımda duruyor. Yine aynı türkü, tek farkı onun da bu sefer dinlerken bana eşlik etmesi. Aynı türkü, tek farkı ben geçmiş zaman diliminde zihnime onu yerleştirmişken, o an sanki ilk defa duyuyormuşum hissini yaratacak kadar bana yabancılaşmış olması. Aynı türkü, yabancı duygular.
Türkü bittiğinde korkunç bir gerçekle yüzleşiyorum; onu sevmiyorum ben. Onu hiçbir zaman sevmedim, o bundan habersiz. Bir insanın fark edebileceği en ilginç şeylerden biri; bazı şeylerin hayal dünyasında daha gerçek olduğu; bazı insanların hayallerde daha değerli, daha güzel olduğudur. O günden beri o türküyü açmıyorum artık, asla açmayacağım.
Evrim