Arkadaşımın gözleri sıcaktı.
Dün gece düşümde rastladım. Yalnızca kendime itiraf edeceğim bir hevesle uyandım, karşılamak için onu. Bileklerime doladığı görünmez ipler sıkılaştı, beni ona bağlayan. Yedi haftadır kaldığım pansiyonda nihayet hayata döneceğim sandım. Hatırladım. Ağustos bitmişti, bahçede koşup duran yaramaz çocuk soluk soluğa karşıma geçti. Güneşten rengi açılmış saçları terden alnına yapışmıştı, kalabalığın arasında yalnızdım; onu ilk gördüğümde henüz yazmadığım paragrafların temeli atıldı. Koridorda yürürken işittiğim fısıltılar birer taş olup üzerime yağıyor. Biriktirip bir kale inşa edebilirim: duvarlarında cehaletin izleri, girişinde kötülüğün bekçileri. İşte hepsi orada. Kör olsam, diyorum kendime. Görmesem! Sınıfa ayak basıyor, bakışlardan saklanabileceğim sıraya geçiyorum; eve dönüş yoluna ayırdığım hüznümü muhafaza ederek.
Yatağımdan doğruldum. Yere değen çıplak ayaklarım ürperdi, ilerlediğim duvarlar boyunca ismini tekrarladım içimden. Sitemle, nostaljiyle, açlıkla. Eve dönüşte bindiğim otobüste önlerdeyim, yanımdakiyle sohbet etmeye yeltensem de duyduğum, duyabildiğim tek şey arkadan gelen sesler. Yan koltuktan, bir arkadan, en arkadan. Git gide yükseliyor, ve çirkin gülüşmeler ekleniyor az sonra; altında kalıyorum. Sağır olsam, diyorum kendime. Duymasam! Onların dudaklarında zehir, kaçıyorum. Eve varıyorum, anahtar tutan ellerim titriyor. Günlüğümü açıyorum, iki cümle: “Saçlarımı dün akşam boyamıştım. Hâlbuki bugün tamamen kesmek istiyorum.”
Aynanın önünden geçtim. İlk kez çirkin bulmadım kendimi. En kötü günümde bile bebeğim, yakılmayı hakettim mi? Çünkü onun yüzüydü rastladığım. Küllerim evini buluyor vücudunda, bedduam yükseliyor baktığı yıldızlarda, şiirim suya karışıyor evinin yakınındaki göl kenarında. Dokunuyor hayalim ellerine, kıskanıyorum. Öpüyor güneş sırtını, ağlıyorum. Yalnızca kendime itiraf edeceğim bir kederle saçlarımı omuzlarıma saldım, uğurlamak için onu. Hatırladım. Ağustos bitmişti. Üzerinde takım elbise vardı, kalabalığın arasında yalnızdım; onu son gördüğümde henüz girmediğim mezarımın temeli atıldı. Birlikte gömüldüğüm göz yaşlarım geceleri kötü adamlara musallat oluyor. Ağıtlarım düşmanlarımın kulaklarında yıllar yılı çınladı; aralarında o da vardı.
Arkadaşımın gözleri sıcaktı.
Evrim