Ocak 13, 2019

sadece bizim bildiğimiz

Yarım bıraktığım hikâyeleri bir türlü tamamlayamazken, sana yazdığım ancak hiçbir zaman göndermediğim mektupları okurken; sadece bizim bildiğimiz o yerleri yüreğimde aynı anda büyük bir acı ve huzurla tekrar ziyaret ederken ve birbirimizi, kendinden kaçan insanların gittiği o eski pansiyonda ilk gördüğümüz sihirli anı hatırlarken: seni görüyorum. Bir yaz akşamı gece ikide gramofona yerleştirdiğimiz plak eşliğinde hayatımızın değiştiğine tanıklık ediyorken gördüğüm o yüzü yeniden görüyorum. Seni görüyorum: kim olduğumdan çok kim olmadığımı anlarken, beni bu hayatta gerçek anlamda tanıyan yegane kişinin sen olduğuna emin olurken, bir daha kimsede bulamayacağımı bildiğim o eşsiz ruhunu düşünürken. 

Yıllar sonra karşılaşacağız seninle. Buna tüm yüreğimle inanıyorum. Belki yıldızların güzelliğiyle büyülenip aya en derin sırlarımızı anlattığımız bir şehirde, belki sahaf dükkanında aynı kitabı aradığımız raflarda, belki her şeyin başladığı o yerde karşılaşacağız. 

Sadece bizim bildiklerimizden inşa ettiğimiz kalemizde biriktirdiğimiz hikâyeleri her zaman hatırlayacağım sevgilim. Gözlerimizin buluştuğu ilk an hissettiklerimizi yıllar sonra yine aynı yoğunluk ve aynı heyecanla hissettiğimizde, kolyemi hâlâ sakladığını gördüğümde nihayet tamamlanacak yarım kalmış ne varsa. 

Sadece bizim bildiğimiz sır, sadece bizim bildiğimiz ev ve sadece bizim bildiğimiz aşk.


Evrim