Yarım bıraktığım hikâyeleri bir
türlü tamamlayamazken, sana yazdığım ancak hiçbir zaman göndermediğim
mektupları okurken; sadece bizim bildiğimiz o yerleri yüreğimde aynı anda büyük
bir acı ve huzurla tekrar ziyaret ederken ve birbirimizi, kendinden kaçan
insanların gittiği o eski pansiyonda ilk gördüğümüz sihirli anı hatırlarken:
seni görüyorum. Bir yaz akşamı gece ikide gramofona yerleştirdiğimiz plak
eşliğinde hayatımızın değiştiğine tanıklık ediyorken gördüğüm o yüzü yeniden
görüyorum. Seni görüyorum: kim olduğumdan çok kim olmadığımı anlarken, beni bu
hayatta gerçek anlamda tanıyan yegane kişinin sen olduğuna emin olurken, bir
daha kimsede bulamayacağımı bildiğim o eşsiz ruhunu düşünürken.
Yıllar
sonra karşılaşacağız seninle. Buna tüm yüreğimle inanıyorum. Belki yıldızların
güzelliğiyle büyülenip aya en derin sırlarımızı anlattığımız bir şehirde, belki
sahaf dükkanında aynı kitabı aradığımız raflarda, belki her şeyin başladığı o
yerde karşılaşacağız.
Sadece
bizim bildiklerimizden inşa ettiğimiz kalemizde biriktirdiğimiz hikâyeleri her
zaman hatırlayacağım sevgilim. Gözlerimizin buluştuğu ilk an hissettiklerimizi
yıllar sonra yine aynı yoğunluk ve aynı heyecanla hissettiğimizde, kolyemi hâlâ sakladığını gördüğümde nihayet tamamlanacak yarım kalmış ne varsa.
Sadece bizim bildiğimiz sır, sadece bizim bildiğimiz ev ve sadece bizim bildiğimiz aşk.
Evrim